yolculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yolculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mayıs 2012 Pazar

Deneme | Oyunlar ve Yolculuklar

Yazının şarkısı  Natasha Bedingfield'dan Keane cover'ı Somewhere Only We Know
Yine bir başkasının iç sesi oldum, bunlar çıktı ortaya. "Bir başkası"nı anlatmayayım, buyrun okuyun:


“Hayat benim oyun alanım.”

Bazen düşüncelerimizi, hislerimizi, her şeyimizi bırakıp sadece oyun oynuyoruz. Bizi eğlendiren her şeyin bizi en çok mutlu eden olduğuna inanıyoruz. Tüm duygularımızı, kırgınlıklarımızı bırakıyoruz, sadece oynuyoruz. Çünkü oynarken kimse bize zarar veremez, dünyanın en güçlü, en umursamaz, en zeki ve en acımasız insanlarıyız.  Kimseye bağlanmıyoruz, kimseye güvenmiyoruz, kimseyle paylaşmıyoruz, kırılmıyoruz, beton gibi duruyoruz sadece eğleniyoruz... Ne kadar yüzeysel, o kadar rahat, o kadar mutlu. Kimse için endişe etmiyoruz, merhamet etmiyoruz; sadece hak ettiklerini yaşadıklarına inanıyoruz.

14 Kasım 2010 Pazar

Anılar


seviyorum yazıların başlarına, şarkı koymayı... günahlar... günahlar... günahlar... gün gelir zaman bizi aklar... http://fizy.com/#s/1ajg6q

Yine anılar anıları, sahneler sahneleri, şarkılar şarkıları kovaladı beynimde. Anı Kutusu ' ndaki eski pembe şiir defterimi çıkardım, okumaya başladım... altına kimseye yazılmamış, güzel bir şiir diye not düştüğüm, şubat 2007 tarihli bir şiir... Bugün yazdıklarıma göre çok farklı geliyor; ama yine de hoşuma gitti...

Lütfen git artık
Git ki, ben ardında bırakacağın boşluğa alışabileyim
Ne kadar geç kalırsan o kadar yakacaksın canımı

Git lütfen
Bu boşluğun sen gelmeden önce
Orada olmadığını hissetmemem gerek

Git
Sadece sensizlik sonsuza kadar sürsün hayatımda
Ya da kafiye olsun diye sırf
Sensizlik, lütfen...

N'olur git artık
Arkama bakmazdım gururdan
Senin de bakmadığını görmekten korktuğumdan
Git lütfen
Bir boşluk yok arkada
O bile yok...

Git
Söylemeden, hissettirmeden
Ama lüften ben arkamı dönmeden
Sen dönmüş ol köşeyi
Ve o dönemece
Hayatımdan çıktığın köşede
Pencerelerden birine parmak izlerini bırak
Sadece hafifçe dokunarak
Parmak izlerini bırak ki
Ben sana gelmeye çalışırsam bir gün
Doğru yolda olduğumu hissedebileyim...
Biliyorum, seni özlerim...


Hamiş: http://cegla.deviantart.com/ resmi de burdan buldum... deviantart favorilerimden yine...

29 Ekim 2010 Cuma

Başımın Üstünde Yeriniz Var

musicons'a koyamadığımdan böyle koyuyorum, dinleyiverin olur mu? :) http://fizy.com/#s/1lusky

Matruşka bebekler gibi bugün hayat, bilmece içinde bilmece... Hatta tam aksine gittikçe küçülmüyor, büyüyor. Büyük büyük sorulara küçük küçük cevaplar arıyorum; çünkü biliyorum ki hiçbir karışık problemin karışık bir çözümü yoktur. Kesinlikle biliyorum ki aslında bazen aniden alınmış, özensiz kararlardır en iyileri, en değerlileri; çünkü bilemezsin işte. Hayat bu sana ne getireceğini, senden neden ve neleri alacağını tahmin edemezsin. Sonunun nereye varacağını önceden, yaşamadan bilemezsin.

Bir apartmanın en üst katının iki – üç kat aşağısından atlamak gibi. Belki ölürsün, belki ölmezsin ve hiç demezsin de "En üst kata neden çıkmıyorum?" diye. O kattan bırakman gerekir kendini belki de seni öldürecek yükseklikten birkaç metre alçaktan. Kural bugün böyle, bugün bu yüksekliktesin...



Her sabah görünce lanet ettiğin o yara izinden tanıyacak belki de seni kaderin, öyle farkedecek sen olduğunu. Oysa küçükken bisikletten düştüğünde canın acırken hiç de düşünmezdin bunu bir yandan ağlayıp gözlerini ovuştururken. Kabullenmez bunu çoğu kişi; ama insanlar birbirlerini en çok da yaralarından tanırlar. Bundandır o zıt zannettiğimiz, hiç beklemediğimiz insanları bir arada bulmamız.

Annelerimizin yoğut kutularını aylarca "Bir işe yarar." diye saklamasına benzer aslında hayat. O yoğurt kutuları mutlaka bir işe yarar, fırından yeni çıkmış kurabiyelerden yola çıkmaya hazırlanan misafire verilirken mesela. Hayat da öyle, yemin ederim öyle, bir gün bir işe yarar. O üst üste duran yoğut kutuları devrildiğinde küfretmeden önce bir düşünün bir dahaki sefere.

Hayat bir de yolculuk işte böyle, yazmak gibi. Benim hiçbir yazım başladığı yerden dümdüz devam etmez, zik zaklar çizer, döner dolaşır bir yerlere gider. Ulaştığı yer mi çok önemli, kattettiği yol mu, o yolda gördükleri mi henüz karar veremedim. Aslında bu bilmeceyi çözmemin gerekip gerekmediği konusunda bile kararsızım. Bu bazen insanın içinde olduğu durumu sorgulamadan yaşamaya devam etmesi gibi, belki de büyüsü burasıdır. Hayat en çok da aklına yeni bir şey geldiğinde, hayatına yeni biri girdiğinde onu koyacak bir yerler aramaktır ve aslında en başından beri onlar için hazırlanmış yerler olduğunu farketmektir. "Başımın üstünde yeri var, yeni gelmiş her şeyimin." demektir.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails