Burayı pek boşladığımın farkındayım. En kısa zamanda geri dönmek niyetindeyim; ama bu aralar yepyeni bir blog'cuğum daha oldu :)
Bilen bilir, ben bir işletme mühendisliği öğrencisiyim. Pazarlama ve marka yönetimine de pek ilgi duyuyorum. Neden bu konularla ilgili yazdığım bir blog'um da olmasın diye düşündüm ve yeni bir blog hazırlamaya giriştim.
Pazarlama stratejilerinden markalara, reklamlara pek çok şeyi bulabileceğiniz bir blog'um var artık: Reklamlar ve Markalar adlı :))
Gelirseniz beklerim, başımın üstünde yeriniz var :)
Yeni blog'uma göz gezdirmek için tık tık
Çıkmaz Sokak
14 Aralık 2012 Cuma
22 Ağustos 2012 Çarşamba
Saçma Sapan Bir Bağımlılık Hikayesi
Bağımlılık derken sigara, içki, uyuşturucu gibi sıradan aşk meşk gibi arabesk bir konu açacağımı zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Aslında abarttığımı düşünüyordum ki internette biraz araştırınca, çevreme sorup soruşturunca aslında benim gibi çok fazla insan olduğunu fark ettim.
Her neyse, konumuz burun damlası bağımlılığı.
Her neyse, konumuz burun damlası bağımlılığı.
Posted by
Ecenur Doğan
at
8/22/2012 11:11:00 ÖS
Neler neler varmış:
avamys,
burazin,
burun damlası,
burun damlası bağımlılığı,
iliadin,
otrivine
28 Haziran 2012 Perşembe
Tumblr'dan Derleme, Tadımlık Biraz IV
Ne zamandır Tumblr derlemeleri yapmıyordum, burası benim için dijital dünyada yazdıklarımın bir nevi arşivi olduğundan bu derlemeleri seviyorum...
Her neyse derlemenin şarkısı Tennis'den High Road
***
Bazen yazarken beni sadece kendi ülkemden insanların anlaması garip geliyor. Bir fotoğrafa baktığımızda nerede yaşıyor olursak olalım bir şeyler anlayabiliyoruz, aynı gözlerle bakıyoruz. Görmek evrensel. Lakin konuşmak ya da okumak değil. Aynı şeyleri görüyoruz, belki tamamen aynı şeyleri hissediyoruz; ancak birbirimizin anlayamayacağı şekilde ifade ediyoruz. Bu zaman zaman renkli görünse de saçma gelmiyor değil.
***
Her neyse derlemenin şarkısı Tennis'den High Road
***
Bazen yazarken beni sadece kendi ülkemden insanların anlaması garip geliyor. Bir fotoğrafa baktığımızda nerede yaşıyor olursak olalım bir şeyler anlayabiliyoruz, aynı gözlerle bakıyoruz. Görmek evrensel. Lakin konuşmak ya da okumak değil. Aynı şeyleri görüyoruz, belki tamamen aynı şeyleri hissediyoruz; ancak birbirimizin anlayamayacağı şekilde ifade ediyoruz. Bu zaman zaman renkli görünse de saçma gelmiyor değil. ***
Posted by
Ecenur Doğan
at
6/28/2012 02:52:00 ÖÖ
6 Haziran 2012 Çarşamba
Burada Değilken Neler Yapıyorum? | #Kabatas2012pilav
Geçtiğimiz pazar Kabataş'ın pilav günündeydim.
Geçmişe oldukça takıntılı bir insan olduğumdan böyle şeyler hoşuma gidiyor ve tabii ki başka başka yerlerde başka başka hayatlarda yaşayıp bir yerde toplanma mantığı. Böyle periyodik şeylerde düşünüyorum, geçen sene bu zamanlarda hayat nasıldı, ne düşünüyordum, ne hissediyordum diye. Periyodik sesler beni deli etse de periyodik olaylar hoşuma gidiyor.
Geçmişe oldukça takıntılı bir insan olduğumdan böyle şeyler hoşuma gidiyor ve tabii ki başka başka yerlerde başka başka hayatlarda yaşayıp bir yerde toplanma mantığı. Böyle periyodik şeylerde düşünüyorum, geçen sene bu zamanlarda hayat nasıldı, ne düşünüyordum, ne hissediyordum diye. Periyodik sesler beni deli etse de periyodik olaylar hoşuma gidiyor.
Posted by
Ecenur Doğan
at
6/06/2012 06:33:00 ÖS
Neler neler varmış:
#Kabatas2012pilav,
kabataş erkek lisesi,
pilav günü,
yeni türkü
27 Mayıs 2012 Pazar
Deneme | Oyunlar ve Yolculuklar
Yazının şarkısı Natasha Bedingfield'dan Keane cover'ı Somewhere Only We Know
Yine bir başkasının iç sesi oldum, bunlar çıktı ortaya. "Bir başkası"nı anlatmayayım, buyrun okuyun:
Yine bir başkasının iç sesi oldum, bunlar çıktı ortaya. "Bir başkası"nı anlatmayayım, buyrun okuyun:
“Hayat benim oyun alanım.”
Bazen düşüncelerimizi,
hislerimizi, her şeyimizi bırakıp sadece oyun oynuyoruz. Bizi eğlendiren her
şeyin bizi en çok mutlu eden olduğuna inanıyoruz. Tüm duygularımızı,
kırgınlıklarımızı bırakıyoruz, sadece oynuyoruz. Çünkü oynarken kimse bize
zarar veremez, dünyanın en güçlü, en umursamaz, en zeki ve en acımasız
insanlarıyız. Kimseye bağlanmıyoruz,
kimseye güvenmiyoruz, kimseyle paylaşmıyoruz, kırılmıyoruz, beton gibi
duruyoruz sadece eğleniyoruz... Ne kadar yüzeysel, o kadar rahat, o kadar
mutlu. Kimse için endişe etmiyoruz, merhamet etmiyoruz; sadece hak ettiklerini
yaşadıklarına inanıyoruz.
Posted by
Ecenur Doğan
at
5/27/2012 03:50:00 ÖÖ
Neler neler varmış:
deneme,
keane,
mutluluk,
natasha bedingfield,
oyun,
somewhere only we know,
yolculuk
20 Mayıs 2012 Pazar
Hikaye | Kısa Bir Oğlan Kızla Tanışır Hikayesi

Yazının şarkısı: Inara George'dan Fools in Love
Bu hikayeyi daha önce deviantart'ımda yayınlamıştım, daha önceden yayınlanmış bir hikayeye çok benzediği yorumu gelmişti. Sonra biraz araştırdım, cidden o kadar benzer şeyler yazmışım ki ve cidden o kitabı okumadım sonuçta bu kadar fazla şey yazdım kimsenin yazdıklarını çalacak biri de değilim zaten o yüzden buraya koymakta sakınca görmedim.
Fazlaca ilginç değil mi? Bir başkasıyla bu kadar benzer düşünebilmiş olmak çok ürpertici geldi bana.
***
Posted by
Ecenur Doğan
at
5/20/2012 06:20:00 ÖS
Neler neler varmış:
fools in love,
hikaye,
inara george
19 Mayıs 2012 Cumartesi
Müzik | Bülent Ortaçgil
Yazılarımın hep şarkıları olur, bu sefer şarkıları yazdım...
Perşembe günü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fındıklı Kampüsü'nde Akademi Fest'te Bülent Ortaçgil konserindeydim. Nefis bir manzarası var oranın, deniz havası çok iyi geldi bir yandan müzik dinlerken...
Perşembe günü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fındıklı Kampüsü'nde Akademi Fest'te Bülent Ortaçgil konserindeydim. Nefis bir manzarası var oranın, deniz havası çok iyi geldi bir yandan müzik dinlerken...
Posted by
Ecenur Doğan
at
5/19/2012 04:50:00 ÖS
Neler neler varmış:
akademi fest,
benimle oynar mısın,
bu su hiç durmaz,
bülent ortaçgil,
değimenler,
eylül akşamı,
küçük şeyler,
mavi kuş,
mimar sinan güzel sanatlar fakültesi,
müzik,
sensiz olmaz,
yağmur,
yollar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


