22 Ağustos 2012 Çarşamba

Saçma Sapan Bir Bağımlılık Hikayesi

Bağımlılık derken sigara, içki, uyuşturucu gibi sıradan aşk meşk gibi arabesk bir konu açacağımı zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Aslında abarttığımı düşünüyordum ki internette biraz araştırınca, çevreme sorup soruşturunca aslında benim gibi çok fazla insan olduğunu fark ettim.

Her neyse, konumuz burun damlası bağımlılığı.

28 Haziran 2012 Perşembe

Tumblr'dan Derleme, Tadımlık Biraz IV

Ne zamandır Tumblr derlemeleri yapmıyordum, burası benim için dijital dünyada yazdıklarımın bir nevi arşivi olduğundan bu derlemeleri seviyorum...


Her neyse derlemenin şarkısı Tennis'den High Road


***
Bazen yazarken beni sadece kendi ülkemden insanların anlaması garip geliyor. Bir fotoğrafa baktığımızda nerede yaşıyor olursak olalım bir şeyler anlayabiliyoruz, aynı gözlerle bakıyoruz. Görmek evrensel. Lakin konuşmak ya da okumak değil. Aynı şeyleri görüyoruz, belki tamamen aynı şeyleri hissediyoruz; ancak birbirimizin anlayamayacağı şekilde ifade ediyoruz. Bu zaman zaman renkli görünse de saçma gelmiyor değil. 


***

6 Haziran 2012 Çarşamba

Burada Değilken Neler Yapıyorum? | #Kabatas2012pilav

Geçtiğimiz pazar Kabataş'ın pilav günündeydim.


Geçmişe oldukça takıntılı bir insan olduğumdan böyle şeyler hoşuma gidiyor ve tabii ki başka başka yerlerde başka başka hayatlarda yaşayıp bir yerde toplanma mantığı. Böyle periyodik şeylerde düşünüyorum, geçen sene bu zamanlarda hayat nasıldı, ne düşünüyordum, ne hissediyordum diye.  Periyodik sesler beni deli etse de periyodik olaylar hoşuma gidiyor.

27 Mayıs 2012 Pazar

Deneme | Oyunlar ve Yolculuklar

Yazının şarkısı  Natasha Bedingfield'dan Keane cover'ı Somewhere Only We Know
Yine bir başkasının iç sesi oldum, bunlar çıktı ortaya. "Bir başkası"nı anlatmayayım, buyrun okuyun:


“Hayat benim oyun alanım.”

Bazen düşüncelerimizi, hislerimizi, her şeyimizi bırakıp sadece oyun oynuyoruz. Bizi eğlendiren her şeyin bizi en çok mutlu eden olduğuna inanıyoruz. Tüm duygularımızı, kırgınlıklarımızı bırakıyoruz, sadece oynuyoruz. Çünkü oynarken kimse bize zarar veremez, dünyanın en güçlü, en umursamaz, en zeki ve en acımasız insanlarıyız.  Kimseye bağlanmıyoruz, kimseye güvenmiyoruz, kimseyle paylaşmıyoruz, kırılmıyoruz, beton gibi duruyoruz sadece eğleniyoruz... Ne kadar yüzeysel, o kadar rahat, o kadar mutlu. Kimse için endişe etmiyoruz, merhamet etmiyoruz; sadece hak ettiklerini yaşadıklarına inanıyoruz.

20 Mayıs 2012 Pazar

Hikaye | Kısa Bir Oğlan Kızla Tanışır Hikayesi


Yazının şarkısı: Inara George'dan Fools in Love

Bu hikayeyi daha önce deviantart'ımda yayınlamıştım, daha önceden yayınlanmış bir hikayeye çok benzediği yorumu gelmişti. Sonra biraz araştırdım, cidden o kadar benzer şeyler yazmışım ki  ve cidden o kitabı okumadım sonuçta bu kadar fazla şey yazdım kimsenin yazdıklarını çalacak biri de değilim zaten o yüzden buraya koymakta sakınca görmedim.

Fazlaca ilginç değil mi? Bir başkasıyla bu kadar benzer düşünebilmiş olmak çok ürpertici geldi bana.
***

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Müzik | Bülent Ortaçgil

Yazılarımın hep şarkıları olur, bu sefer şarkıları yazdım...

Perşembe günü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fındıklı Kampüsü'nde Akademi Fest'te Bülent Ortaçgil konserindeydim. Nefis bir manzarası var oranın, deniz havası çok iyi geldi bir yandan müzik dinlerken...



17 Mayıs 2012 Perşembe

Deneme | Sezgiler


Yazının şarkısı bu aralar fazlaca dinlediğim: Maroon 5 - Payphone

İnsanın sezgilerinin kuvvetli olmasının, olayları tahmin etmesinin hayatında garip bir etkisi oluyor. Sürekli bir dejavu halinde yaşamak, beklenenden ötesine geçememek falan.  Hep söylerim insanların ne düşündüklerini bilseydik kimseyi sevemezdik, onlara hiçbir zaman güvenemezdik. Bu tıpkı şey gibi: Yıllar önce kalbimin delik olma tehlikesi olduğundan ekokardiyografi çektirirken kalp atışlarımın ne kadar yüksek olduğunu söylediğimde, doktor “evet, eğer bu sesi sürekli duysaydın asla uyuyamazdın.” demişti. Gerçeklerin farkında olmak hayatı yaşanmaz kılan bir şey, o yüzden cahil cesareti hep iyidir.

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Burada Değilken Neler Yapıyorum? | 13. Büdans Festivali

Cumartesi günü inanılmaz keyifli bir gün geçirdim.

Nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde Boğaziçi Üniversitesi dans kulübünün festivalinde buldum kendimi. Üstelik oraya da ilk gidişim, nasıl hemen ev sahibi gibi kuruldum anlatamam. Herkes orada figürlerine çalışırken biz gördüğümüz, duyduğumuz her şeyle dalga geçmeye dalmıştık bile.




13 Mayıs 2012 Pazar

Deneme | Rutin

Yazının şarkısı yine pek yumuşak bir şarkı : Emiliana Torini - Big Jumps 

Makroekonomi derslerimizde Adam Smith’in “Les fer les se passer”*sinin kriz eğilimli olduğunu öğrenmiştik. Rutine benzetiyorum ben aslında bunu, hayatımızı kendi haline bıraktığımızda her şey rayına oturuyor ve bir rutin oluşuyor. Her şey aynı gitmeye, herkes aynı hissetmeye başlıyor ve sonrası oldukça krize, bunalımlara ve buhranlara eğilimli. Sanıyorum rutine dair sevdiğim tek şey, değişmeye, ters düz olmaya, parçalanıp yeniden oluşmaya, tepe taklak olmaya kısacası krize eğilimli olması.

5 Mayıs 2012 Cumartesi

Burada Değilken Neler Yapıyorum | 23 Nisan Gezisi


Bu dönem inanılmaz yoğunum, o yüzden 23 nisan tatilini fırsat bilip gittiğimiz gezi inanılmaz iyi geldi.Yine de tam bir metropol insanıyım galiba, herkeste emekli olup buralara yerleşme isteği uyanırken ben dünyayı dolaşırım neden buraya yerleşeyim deyip durdum. Oradan minik minik notlar:

Bir de yazının şarkısı sarhoş bir yolculuk şarkısı,  Ingrid Michealson'dan Far Away :)

İlk gün kahvaltı yaptığımız yerin manzarası pek hoştu, Çanakkale'deydik...



1 Mayıs 2012 Salı

Burada Değilken Neler Yapıyorum? | Geleneksel Kabataş Erkek Lisesi Yürüyüşü

Madem gelenekselleşti, tüm yazılarımın şarkısı olsun: Alanis Morisette'den Crazy...

İlkini şurada yazdığım burada değilken neler yapıyorum'lara devam ediyorum. Geçtiğimiz cuma geleneksel Kabataş Erkek Lisesi yürüyüşündeydik. Kabataş'ı daha önce pilav gününü anlatırken şurada yazmıştım. Son sınıfların üniversite sınavları için okula gitmeyi bıraktıkları gün, Ortaköy'den Beşiktaş'a yürünür tezahüratlar eşliğinde. Birkaç ritüeli vardır yürüyüşün. En son Beşiktaş sahilde yine birkaç ritüel ile mezun olacaklar vedalaşır. Mezunlar da karşı kaldırımdan yürürler. Sonra okula geri dönülüp denize atlanır... Biz mezun olduktan sonra tekne gezisi de eklemişler.

1 Nisan 2012 Pazar

Deneme | Hayata Diş Geçirmek


Okuyanlar bilir tesadüflere fazlasıyla takıntılı ve inançlı yazılar yazarım.
Bu sefer yazının şarkısı yok, bu var: RainyMood
***
Tesadüflere inanmayı bıraktığımız gün olgunlaşıyoruz. Önümüze çıkan sözlerin, davranışların, benzerliklerin, olan olaylarının bizi yönlendiremeyeceğine, tüm düzenin de bizi bir dönemeçten ötekine yönlendirmek için işlemediğine ikna oluyoruz. Hayatımıza diş geçirebileceğimizi öğreniyoruz, onun bizim seçimlerimize göre şekillenmek zorunda olduğunu ve de...

31 Mart 2012 Cumartesi

Maçka 28 Çıktı!




Daha önce Maçka Dergisi'nden şu yazımda bahsetmiştim. 28. sayımız çıkalı çok oldu gerçi ama buraya da yazayım dedim. :)

Edebiyat içeriğinden biraz uzaklaştırdık. Dosya konusu ise şu sıralar oldukça popüler olan sosyal medya. Ayrıca çok değerli insanlarla yaptığımız röportajlar da var: Sosyal Medya deyince çoğumuzun aklına gelen ilk isim Serdar Kuzuloğlu, inanılmaz pozitif ve insana neşe saçan sevgili Aret Vartanyan, bu blogda da harika şarkılarını yazılarımın şarkısı yaptığım Redd grubu ve çok değerli mezunumuz Özge Temizsüt Yamaner bizimle çok harika şeyler paylaştılar.

Bu sayıyla beraber Maçka Dergisi'nin üç sayısını çıkardım editör olarak ve yine bu sayıyla beraber editörlüğü benden daha da iyi yürütebilecek arkadaşım Merve Çeliker'e bıraktım. Biraz duygulanmadım da değil, itiraf edeyim...

 Neyse dergimizi Dijimecmua'dan ücretsiz olarak okuyabileceğinizi belirtip yazımı bitireyim, buyrunuz: Maçka 28

18 Mart 2012 Pazar

Deneme | Hayat, Bazen...

Bu benim çooook eski bir yazım, bir bahar günü eve yürürken kafamda yazmıştım. Sanıyorum 2007 yılından... Dolayısıyla yazının şarkısı da o zamanlardan baharı hatırlatan bir şarkı: Nev - Aşk

Aslında en sevdiğim yazılarımdan biriydi unutmuşum, havalar güzel olunca aklıma düşüverdi...


29 Şubat 2012 Çarşamba

Sergi | Salvador Dali Sergisi

Geçtiğimiz cumartesi Salvador Dali'nin Tophane-i Amire sergisine gittik, aslında sergi başladığından beri gitmek istiyordum ama böyle sondan bir önceki gününe ancak gidebildim. Sergiden gözlemlerim:



"Ben sürrealizmin ta kendisiyim." - Salvador Dali

7 Şubat 2012 Salı

4 Ocak 2012 Çarşamba

Sevdim | Bebek - Baylan Pastanesi


Buranın genel konseptine hiç uygun bir yazı olmadı, ama burasının bir konsepti olması pek hoşuma gitmemeye başladı.

Geçen gün havalar soğudu soğuyalı gidemediğim Bebek'e gittik, ki çok severim. O kadar gitmiş olmama rağmen Baylan'da oturmamıştık hiç. Kadıköy'dekinin mütevazılığının aksine orası dekorasyon ve manzara açısından inanılmaz şık. Yolunuz düşünce mutlaka uğrayın.



Tumblr'dan Derleme, Tadımlık Biraz - III


Ne zamandır yazamıyorum, saçma bir yoğunluğun içindeyim çünkü. Aslında beynim hayli yorulduğundan olsa gerek fazla derin düşünmeye halim kalmıyor...

Tumblr yazılarımdan bir derleme yaptım yine. Galiba bir şey olur, kaybolurlar diye aklımca yedekliyorum onları...

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails