17 Mayıs 2012 Perşembe

Deneme | Sezgiler


Yazının şarkısı bu aralar fazlaca dinlediğim: Maroon 5 - Payphone

İnsanın sezgilerinin kuvvetli olmasının, olayları tahmin etmesinin hayatında garip bir etkisi oluyor. Sürekli bir dejavu halinde yaşamak, beklenenden ötesine geçememek falan.  Hep söylerim insanların ne düşündüklerini bilseydik kimseyi sevemezdik, onlara hiçbir zaman güvenemezdik. Bu tıpkı şey gibi: Yıllar önce kalbimin delik olma tehlikesi olduğundan ekokardiyografi çektirirken kalp atışlarımın ne kadar yüksek olduğunu söylediğimde, doktor “evet, eğer bu sesi sürekli duysaydın asla uyuyamazdın.” demişti. Gerçeklerin farkında olmak hayatı yaşanmaz kılan bir şey, o yüzden cahil cesareti hep iyidir.


Sezgilerin kuvvetli olması diyordum. Sanırım sezgilerin kuvvetli olması değil de bunun yanında bir de güçlü olmak hayatı gerçekten zora sokan bir şey, asla uyutmayan bir şey. Çünkü bir süre sonra insanları ve olayları kendi sezgilerinize uyduruyor, onlara yazdığınız senaryoyu oynatıyorsunuz. Ve bu kadar sorumluluk birden sizi korkutmaya başlıyor, çünkü arka planda öğrendiğiniz üç beş dans figürünü yaparak figüran olmak o sahnede sizi daha görünmez ama mutlu kılan bir şeydi. Yani figüran oyuncular rolleri için ne kadar mutlu olurlar, sahnelerini izlerler, sevdiklerine izletirler. Oysa başroller hep kaprisli ve hep mutsuzdur, kendi oynadıkları şeyleri izlemezler bile. Fazla sorumluluk aldığımız şeyleri sevmemeye başlıyoruz sanırım, hobi olarak resim yaparken güzeldir de hani bu işe ya da derse dönüştüğünde sıkıcı bir hal alır ya, öyle.

Bir şeyleri tahmin etmeye çalışıp sonra da tutturunca, mutlu olur ve ona göre davranmış olmanın haklı gururunu yaşarsınız ama bir süre sonra her şey tahmin edilebilir olmaya başladığında kalp atış seslerinizden uyuyamayacağınızı anlarsınız. Ve herkesin yönlendirmenize ihtiyacı olduğu gibi aptalca düşüncelere kapılırsınız, sanki hayatınız hiçbir yere gitmeyecek benzini bitmiş bir araba gibidir ve arkadan ittirmeniz gerekmektedir. Lakin bir kere senaryo yazmaya başladığınız da her şey için çok geç olmaya başlamıştır. Galiba içinizde hissettiğiniz kontrol etme gücü hoşunuza gitmeye başlar ve onlar için roller yazmaktan kendinizi alamazsınız. Eskiden sadece öyle olmalarını beklerken artık öyle olmaları için yönlendirmeye de başlarsınız.

Farkındalık, güç, kontrol, ego ve hırs... Bunların hepsi güzel ama bir gün bir bakmışsınız kalp atış seslerinizden uyuyamıyorsunuz.
İçtiğiniz fincan fincan kahveden olduğunu düşünüyor ve kahveyi azaltmaya başlıyorsunuz.
Uyku ilaçları almaya başlıyorsunuz.
Ancak uyumak artık eskisinden çok daha zor ve tatsız hale geliyor. Daha önce de anlatmıştım, uykusuzluk kıyamet alametidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails